KONYA VERGİ DAİRESİ

21/8/2009 - SADECE ADALET İSTİYORUZ

Biz Vergi Denetmenleri olarak,

Maliye Bakanlığının ve Gelir İdaresi Başkanlığının personeli olmaktan her zaman onur ve şeref duyduk.Diğer denetim birimlerine göre sahip olduğumuz haklar düşük ve hatta olmamasına karşın, ülkemizin her yerinde görevimizi en iyi şekilde yaptık ve yapmaya devam edeceğiz.
Elbette ait olduğumuz kurumu ülkemizin her yerinde en güzel şekilde temsil ettik, bundan sonra da edeceğiz. Ancak aradaki sevgi, saygı var olan sorunların, hatalı uygulamaların mevcudiyetini ortadan kaldırmamaktadır.
Personeli ile hemen her konuda sorun yaşayan bir kurumun genel olarak başarılı olma şansı yoktur. Bazı grupların kurumu sadece kendilerine ait görmesi sorunun ana nedenini teşkil etmektedir.
Bu durum, idare-personel ilişkilerine açık bir şekilde huzursuzluk olarak yansımaktadır.

 (Bulunduğu makamda, hiçbir grubun çıkarını düşünmeden, layıkıyla görevini yapanları tenzih ediyoruz.) Vergi Denetmenleri, Gelir İdaresinin temel değerlerinin (Güvenilirlik, Adalet, Tarafsızlık, Etkinlik, Saydamlık, Sorumluluk Bilinci, Çözüm Odaklılık, Yetkinlik, Sürekli Gelişim, Katılımcılık) öncelikle personele uygulanmasını istemektedirler.

 Bu ortamda; yeterli geliri adaletli toplayabilecek ve mükellefe daha kaliteli hizmet sunabilecektir. Başka türlü nasıl "örnek bir idare" olunabilir ki!
Doğrusu yıllardır var olan sorunlara duyarsız kalınacağı yerde, çağdaş yönetim teknikleri kullanılarak, muhatapların görüşü, katkıları ve önerileri dikkate alınarak, kollektif çözüm yolları bulunabilir, huzursuzluk ortadan kaldırılırdı. Böylece, kamuoyuna yansıyacak sorun/sorunlar kalmazdı. Bunun için de öncelikle çağdaş yönetim teknikleri ve toplam kalite yönetimini uygulayamayan, personelle kavgalı bürokrat/bürokratların değiştirilmesi lazım gelmez mi?


Bakınız son günlerde yapılan rotasyon uygulamasına!


Rotasyonun Sorun Haline Getirilmesi:
Yıllardır rotasyon uygulamalarını işin içinden çıkılmaz hale getirenler, önerilere itibar etmeyen idarecilerdir. Bugüne kadar, çağdaş ve gereksinimleri karşılayacak, objektif, uygulanabilir, adil bir yönetmelik hayata geçirilememiştir. Ayrıca, mevcut yönetmelikler de çeşitli ve farklı uygulamalarla hayata geçirilmek suretiyle sorun kangren hale getirilmiştir. Yeri geldiğinde rotasyon silah yerine kullanılmak istenmiştir. Hâlihazırda yapılan tayinlere dayanak teşkil eden yönetmelik, iptal istemiyle yargıya taşınmıştır. Dava halen devam etmektedir.


Çağdışı yönetmelik maddelerini ve iptal istemine ilişkin gerekçeleri lütfen inceleyiniz. -tıklayınız- Söz konusu yönetmeliği hazırlayanların niyetini ve hırslarını rahatlıkla görebilirsiniz. Yıllardan beri süren bu sorun, yeni anlayışlarla ve ancak rotasyona muhatap olanlarla birlikte çözülebilir. İşte o zaman, uygulama, fiiliyatta Gelir İdaresi Başkanlığının vizyonuna uygun olacaktır.
Rotasyon Uygulamalarından Bazı Örnekler:
• Anadolu Liselerine tercihler yapıldıktan sonra ve üniversite tercihlerinin son günü (tercihleri değiştirme şansı yoktur) tayinler öğrenilmiş olup, aynı gün tebliğ edilmiştir. Ailevi durumlar gözetilmeden yapıldığından, insani ve vicdani yönü yoktur.
 
• Antalya ilinde görev yapmış ve emekliye ayrılmış bir meslektaşımızın ataması Kahramanmaraş'a yapılmıştır. TAM BİR SKANDAL.

• Daha önceki tayinlere hukuki haklarını kullanarak dava açıp kazanan ve görev yerlerine dönen Vergi Denetmenleri (halen hukuki süreç devam ederken) tekrar rotasyona tabi tutulmuşlardır. Esasen bu durum, "Yargı kararlarını etkisiz hale getirme" işlemidir. Bu durum, işlemi yapanlar hakkında, Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunma hakkı doğurur. Ayrıca, işlemi yapanlar hakkında tazminat davası açılabilir.

• Bürodaki iş yükü, iş devirleri ve yarım kalan işler düşünülmediğinden, tüm Vergi Denetmenleri Büroları çökmüştür. Örneğin; Ankara ilinden 104 Vergi Denetmeninin tayini çıkarak başka illere giderken, Ankara iline tayini çıkan Vergi Denetmeni sayısı sadece 30'dur. Bunun da üçü yardımcı olup, ikisi ise iç denetçilik kursuna katılacaktır. Bu durumda devredilmesi gereken iş sayısı hesap edilmemiştir. Zamanaşımı kapsamındaki işler ve kalan süre dikkate alındığında tam bir kaos yaşanmaktadır. Tüm bürolarda yaşanan gelişmeler, moral ve motivasyonu olumsuz etkilediği gibi, yapılan incelemeleri neredeyse durdurmuştur. Yazılan rapor sayıları düşmüş olup, her geçen gün hazine kayba uğramaktadır. Bu durum tayinlerin hesapsız yapıldığını açıkça göstermektedir.

• Daha önceki rotasyon uygulamaları sonucu açılan davalarda yargı kararlarının gerekçeleri dikkate alınmaksızın, geniş kapsamlı rotasyon uygulaması yapılmıştır. Bu durum, açılan davaların sayısını artırmaktan, boş yere harcırah ödenmesinden, maliyet ve işgücü kaybından başka bir şey getirmeyecektir. Ayrıca, rotasyonun adil uygulanmadığı tüm Vergi Denetmenlerince bilinmektedir.
 
 • Bugüne kadar namusu ve şerefi ile devletine, milletine hizmet etmiş, 25 yıl ve üzeri görev yapmış birçok Vergi Denetmeni görev yaptığı yıl, kıdem, yaş ve talepleri gözetilmeden rotasyona tabi tutulmuştur.

• Dava konusu yapılan rotasyon yönetmeliğinin 15. maddesinde tebliğ süresi 5 gün ile sınırlandırılarak, idare ve Vergi Denetmenleri karşı karşıya getirilmiştir.

• Sorununu anlatmak isteyen Vergi Denetmenleri, maalesef Gelir İdaresi Başkanlığının kapısından içeri girememiştir. Vergi inceleme elemanının geçemediği kapıdan, mükellefler nasıl geçecektir!

• Böyle bir ortamın yaşandığı yerde Vergi Denetmen Yardımcılarını tutabilir misiniz? Acaba böyle bir kaygı taşınıyor mu? Temel eğitim kursunda (hızlandırılmış kurs) "Revizyon" dersini Gelir, Kurum ve VUK'dan önce gören başka vergi denetim birimi var mı? Gerçekten iyi eğitilmesi isteniyor mu?

 

Rotasyon uygulamalarına ilişkin daha birçok örnek gösterilebilinir.

Rotasyona Tabi Tutulan Vergi Denetmeni Sayısı:

Gelir İdaresi Başkanlığından 17.08.2009 tarihinde yapılan açıklamada; 2009 yılında tayini çıkan Vergi Denetmenlerinin sayısını 479 olarak verilmiştir. Ancak, daha önce tayini çıkıp da 2 yıl bekletilen ve şimdi tebliğ edilenlerin sayısını vermemiştir.

 

"Bir İlde Uzun Süre Kalınmasıyla Doğacak Baskıları Azaltmak İddiası":

Gelir İdaresi Başkanlığından 17 Ağustos 2009'da yapılan açıklamada, rotasyonun amacı "vergi denetim elemanının üzerine bir ilde uzun süre kalmasıyla doğacak baskıları azaltmak" olduğu belirtilmiştir.

Eğer gerçek bu ise, o takdirde Ankara, İstanbul, İzmir'de görev yapan ve inceleme yetkisini biz Vergi Denetmenleri gibi aynı kanun maddesinden alan Maliye Müfettişlerinin, Hesap Uzmanlarının ve Gelirler Kontrolörlerinin de rotasyona tabi tutulması gerekmektedir. Kaldı ki, rotasyona tabi tutulan Vergi Denetmenlerinin büyük bir kısmı bu üç ilde görev yapmaktadır.

 

Neticede, Vergi Denetmenleri Derneği olarak amacımız, haklarımızı korumak ve yıllardır kangren haline gelmiş sorunların çözülmesini istemektir. Dolayısıyla Gelir İdaresi Başkanlığı insan kaynakları yönetiminin yeniden ele alınması gerekmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Vergi Denetmenleri Derneği.

 

 

 

.....bazen zülüm içinde adalet tecelli eder .Yani insan bir sebeple bir haksızlığa bir zulme maruz kalır;başına bir felaket gelir,hapsede mahkum olur,zindanada atılır.Bu hüküm bir zulüm olur.Fakat bu vakıa ,adaletin tecellisine bir vesile olur. Kaderi İlahi,başka bir sebepten dolayı cezaya mahkumiyeti hak etmiş olan kimseyi ,bu defa bir zalim eliyle cezaya çarptırır,felakete sürükler.Bu ilahi adaletin bir nevi tecellisidir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/6/2009 - seydişehir e salma geldi


 ABDULLAH LEBLEBİCİ  abdullahleblebici@yenimeram.com.tr

Vergi Memurları geldi,.....

  Vergi Memurları geldi, esnaf işerini kapattı

Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü Seydişehir esnafı akıl almaz bir panik yaşadı. Sebebi ise Konya Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı özel yoklama yetki belgeli denetim elemanlarından oluşan 10 kişilik bir memur grubu yoğun ve yaygın vergi denetimi için esnafı denetlemeleri ardından da para cezaları yazmaları.

Edindiğim bilgiye göre Konya Vergi Dairesi Başkanlığı’na bağlı özel yetki belgeli denetim elemanları Seydişehir Vergi Dairesi’nde çalışan vergi memurlarının halk ile iç içe olduğu için görevlerini tam yapamıyorlar düşüncesi ile günübirlik olarak başkanlık tarafından gönderiliyor.

Özel yetki belgeli memurlar sadece Seydişehir’e değil gruplar halinde Konya ilinin birçok ilçesine gönderiliyor. Denetim memurları esnaflarda belge düzenine uyulup uyulmadığını, faturasız mal alınıp alınmadığını, faturasız mal satılıp satılmadığını, post makinesinden satış yapıldığı zaman faturasının kesilip kesilmediğini kontrol ediyorlar, denetliyorlar.           

Bilindiği üzere Seydişehir esnafının özel bir durumu var. Elbette yasalara uyulacak. Ancak Eti Alüminyum Tesisleri’nin özleştirilmesinden sonra ilçe önemli sayıda göç verdi. Yüksek maaş alan memur, mühendis ve işçi kesimi ilçeyi terk edince esnafın gelir seviyesi oldukça düştü. Buna bir de kriz eklenince siftah bile etmeden günü tamamlayan esnaflarımızın sayısı arttı.

Vergi Dairesi Başkanlığı elemanları elbette işini yapacak, ancak Seydişehir’in özel bir konumu olması sebebi ile biraz daha esnek olunması gerekmez mi? Konya’nın birçok İlçesinde bu tür denetlemeler yapılıyor, yapılan denetlemeler ve işlemler yasalara uygun, ancak esnafın inim inim inlediği bu günlerde yazılan cezalar birçok esnafı isyan noktasına getirdi.

Esnaf Konya’dan vergi denetim ekiplerinin geldiğini ve birkaç esnafa yüklü miktarda para cezası yazıldığını duyunca ne yapacağını şaşırıyor, panikliyor doğru yaptığı işlemleri bile denetmenlere gösteremiyor. Tutanak tutulduktan sonra bir bakıyor ki doğru yaptığı işlemi denetmene sunamamış.

Esnaf böyle bir duruma düşmemek için de çareyi işyerini kapatmada buluyor. Öyle de oldu. Cumartesi günü Seydişehir’ e vergi denetim ekiplerinin geldiğini duyan yüzlerce esnaf işyerini kapattı.

Konu Cumartesi günü Bölge Milletvekiline bazı esnaflarımız tarafından aktarılmış. Seydişehir esnafının içinde bulunduğu durum anlatılmış, denetlemeler için alınan cevap ne biliyor musunuz?

“Yukarıdan baskı var.”

Oysa halkın vekili olarak ben konuyu bir araştırayım diyerek, Konya Vergi Dairesi Başkanına telefon açsa, Seydişehir esnafının içinde bulunduğu durumu izah etse ve dese ki: “Sayın başkan,  burada esnafın durumu iki kat daha zor. Bu sebeple denetim elemanlarınız hemen ceza yazmak yerine eğitici ve uyarıcı olsa daha uygun olmaz mı? Şayet sizin uyarılarınıza ve eğitimlerinize uymayan esnaflar olursa bir daha ki denetimler de gerekli cezayı yazsanız olmaz mı?”

Bölge milletvekilinden alınan cevabı sizlerle paylaştım.

Ama ben buradan Vergi Dairesi Başkanı’na sesleniyorum, “Seydişehir esnafı iki krizi birden yaşıyor. Yüzlerce esnaf siftah bile yapmadan akşam işyerini kapatmak zorunda kalıyor. Birçok esnaf işlerini tamamen fesih etti. Yüzlercesi de aldığı akıl almaz kredilerle ayakta durmaya çalışıyor. Elbette herkes yasalara uyacak, vergisini ödeyecek. Ama elemanlarınız hemen ceza yazmak yerine eğitici ve uyarıcı olsa,  şayet art niyetliler olursa onlara da müsamaha göstermeden cezalarını yazsa daha iyi olmaz mı?”

Hafta sonu Babalar Günü’ydü, insanlar babalarına hediye almak için çarşıya çıktı. Esnaflarımızın birçoğu bugünü bekliyordu. Günlerdir kötü giden işleri belki bugün biraz hareketlenir ümidi taşıyordu.

Ama Vergi denetim ekiplerinin ansızın gelmesiyle birçoğu işyerini kapattı. Cumartesi günü yüzlerce esnafın camında “işim çıktı, tatildeyim, bugün kapalıyız” yazıları dikkat çekti. Şimdi soruyorum. Bu uygulamadan kim kazançlı çıktı. Vergi Denetim elemanları mı, esnaflarımız mı?

Yazık hem de çok yazık, ne zamana kadar bindiğimiz dalı kesmeye devam edeceğiz?

Esnaflarımıza bugün sahip çıkmayanlar ne zaman sahip çıkacak? Bundan böyle hangi yüzle esnafın karşısına çıkacaksınız?

 YAZARIN DİĞER YAZILARI  
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/4/2009 - Çağatay yollarda, vatandaş çilede… alıntı http://www.antal

GÜNÜN HABERLERİ
<_script /> <_script />
 ERDOĞAN KAHYA
Çağatay yollarda, vatandaş çilede…
13.04.2009

Geçen Perşembe günü kaleme aldığımız, “Çağatay yollarda” başlıklı makalemiz; insanların Vergi Dairesi ilişkilerinde ne kadar dertli olduğunu ortaya çıkardı. Bu yazı üzerine önce Antalya Vergi Dairesi Başkanı Mahmut Sütçü aradı. Bu arada Çağatay beyin soyadını da öğrendik. Vergi Denetmeni Çağatay  Cüneyt   Cengiz. 
Mahmut Sütçü’ye göre  Çağatay bey,  görevini yapıyor. Ben de buna kesinlikle katılıyorum. Kendisi ve birlikte çalıştıkları ekip arkadaşları bizler için vergi kaçıranları tespit edebilmek için gece-gündüz çalışıyorlar.
Ancak bu makalemin yayınlanmasından sonra aldığım iki mektup daha var. Tarafsızlık anlayışlımız bu iki mektuptan da söz etmemizi zorunlu kılıyor.
Mektuplardan ilki bir uzmandan geliyor. Serbest Muhasebeci  Mali Müşavir Ö.A, diğeri de bir turizmciden (O.S). Önce ondan başlayalım:
“Sayın Kahya, 09.04.2009 tarihli yazınızla,  Antalya da sadece diş hekimlerinin değil  otelcilerin, seyahat acentelerinin, özel hastane ve tıp merkezlerinin yarasına bastınız.
Biz Turizmde  otel faaliyeti yapan, otelin kapasitesine göre, 10 kişiden 500 kişiye kadar işçi çalıştıran firmalarız. Yazınızda bahse konu kişi bu yazdıklarınızı 2 aydır değil, 2 yıldır turizm sektöründe yapmaktadır. Her gittiği işletmeyi  hırsız, kaçakçı gözüyle bakmakta, yapılan denetimde herhangi bir eksiklik olmasa bile  başka şeylerle tehdit ederek zoraki yüksek miktarlı faturalar kestirmekte, kesmek istemeyenleri, ‘arama kararı  ile gelirim, polisle gelirim’ yanarsınız diyerek tehdit etmektedir. Antalya turizmcilerinin hepsi aynı durumdadır ancak  üstüme gelirler diye herkes bu işlemlere boyun eğmektedir.
siz tüm Antalya esnafın ve işadamlarının hislerine tercüman oldunuz”
İkinci mektup biraz uzun. Uzmanımız önce 3 sayfa kadar vergi dairelerinin kuruluşundan işleyişine kadar misyonunu anlattıktan sonra konumuza gelmiş.
“Mükellefler yıllık gelirini ve bu geliri üzerinden ödenmesi gereken vergiyi muhasebecilerin de yardımıyla kendileri hesaplayıp vergi dairesine beyan ederler ve vadesinde öderler. Hesap ve vergisel işlemleri basit olan (Faiz ve kira geliri elde eden mükellefler gibi) mükellefler dışındaki ticari, zirai ve mesleki kazanç sahiplerinin muhasebecilerinin olması ve vergi dairesine verdikleri beyanlarının muhasebeci tarafından onaylanması yasal zorunluluktur. Bir işverene bağlı olarak çalışmayıp kendi hesabına bağımsız çalışan doktor, diş hekimi, avukat, muhasebeci, sanatçı gibi meslek mensuplarının kazancı serbest meslek kazancıdır ve mutlaka muhasebeciden yardım almak zorundadır.”
Uzmanımız buraya kadar kendi meslekleri açısından irdeliyor. Sıra bürokrasi açısından değerlendirmede:
“Yetkili yoklama memurları anlık kontrol yapabilirler. Mükelleflerin geçmişe yönelik vergi hesabına dayanak olan yasal defter ve belgelerine dokunmaları, bu belgelerin mahiyeti hakkında soru sormaları, mükellefin ödemiş olduğu veya ödeyecek olduğu vergiler konusunda çalışma yapmaları yasal açıdan mümkün değildir. Niçin az vergi ödedin diye soru soramaz. Antalya’da yapılan şov amaçlı en popüler yoklama işi dini bayramlarda ve yeni yılda otellerde sahne alan sanatçıların alacakları ücretin tespiti için yapılır. Yoklama memurlarının sanatçının ve otelin ödeyeceği vergiye ilişkin inceleme yapma yetkisi yoktur.
Mevcut maliye bakanı ve müsteşarı dahil olmak üzere bakanlıkta 24 adet hesap uzmanı kökenli bürokrat çalışmaktadır. Bir ay önce gelir idaresi başkanlığına maliye müfettişi kökenli bürokrat atanmıştır.
Mevcut ve bir önceki Antalya vergi dairesi başkanları hesap uzmanı kökenlidir. Son 7 yıldır, vergi idarecilerinin ve memurların teftişi için Antalya’ya maliye müfettişi gelmemiştir. 
Antalya’da, merkezde sürekli, ilçelerinde de geçici olarak bulunan vergi incelemesi yetkisine haiz 80 adet vergi denetmeni çalışmaktadır. 
Antalya vergi dairesi başkanlığınca yürütülen yerel yoklama ve vergi incelemesi usulü diğer tüm illere göre farklı uygulanmaktadır. Vergi dairesi başkanının (Mahmut SÜTÇÜ) talimatı ile kıdemli bir adet vergi denetmeni (Mehmet Ali KILINÇ) köşe yazınıza konu olan işleri yapmak üzere yetkilendirilmiştir. Yapılacak işler için bir adet vergi denetmeni (Çağatay Cüneyt CENGİZ) ve 10 adet gelir uzmanı unvanlı yoklama memurundan oluşan bir ekip oluşturulmuştur.
Ekibin görevi; Antalya vergi dairesi başkanlığınca gelir idaresi başkanlığına sunulan çalışma sonuçlarının istatistik rakamlarını artırmak için mükelleflere usulsüzlük ve vergi ziyaı cezası kesmektir.
Antalya mükellefleri, her mükellef gibi, ağır işleyen yargı sistemi nedeniyle devletten ve maliyeciden korkmaktadır. Yoklama ve vergi incelemesinin mahiyeti hakkında eksik bilgileri vardır. Mükelleflerin müşavirleri olan muhasebeciler ve yeminli mali müşavirler de benzer durumdadırlar veya mükellefler gibi vergi idaresi ile çatışmak istememektedirler.
Antalya mükellefleri yıllardır alışkın oldukları  yoklama memurlarından farklı olarak, gelir uzmanı unvanı ile tanışacaklardır. Bu nedenle genç gelir uzmanı memurlar ekibe özellikle dahil edilmiştir. Çoğu mükellefler kendilerini gelir uzmanı olarak tanıtan bu memurları hesap uzmanı zannetmektedirler.
Ekip, 2007 ve 2008 yılarında Antalya’da çok yoğun tempoda çalışmıştır. Ekip başı Çağatay Cüneyt CENGİZ olmak üzere 10 adet gelir uzmanı resmi maliye minibüsü ile mükellefin işyerine habersiz gider. Vergi dairesi başkanlığının (Mükellefler bu makamı eski gelirler genel müdürlüğü olarak bilir) ve Antalya valisinin görev emri ile çalıştıkları mükellefe açıklanır. Ve süreç başlar…
Ayrıca, Antalya’daki mükelleflere “ben yaptım oldu” anlayışı ile kanunsuz ve haksız yapılan bu muamele konusunda sayın valimiz de ayrıntılı bilgi sahibidir ve bu durumdan çok rahatsızdır.”
İşte böyle sevgili okurlarım. İnsanlar sıkıntı çekiyor, ama kimi Devlet baba’ya saygısından, kimi Osmanlı’dan kalma korkusundan ve en önemlisi de, “aman bana ne?” diyerek sorumsuz vatandaş örneği yaratmaktan sesini çıkarmıyor.  
Şurası da bir gerçek ki; bu denetimleri yapan memurlarımız da elde ettikleri fazladan gelirleri kendi hanelerine yazmıyorlar. Her yiğidin bir yoğurt yiyişe var demek ki!...


BİRAZ DA GÜLELİM

“Sünnet etturdum da…”
Temel, Ankara'da bir barda içerken cep telefonu çalar, telefonunu açar, bir o kulağına bir bu kulağına götürürken sevinçle bardaki herkese içki ısmarlar.
Soranlara; karısının 12 kg’lık bir bebek doğurduğunu söyler.
Bardaki hiç kimse bir bebeğin 12 kg. gelebileceğine inanmaz fakat Temel inat eder.
 "Dediğim gibi, bizim oralarda ortalama bebek kilosu budur, benimki de tipik bir Laz bebeği işte?
 Dört bir yandan tebrikler yağar; bardaki herkes Temel'i kutlar...
 İki hafta sonra Temel tekrar bara uğrar.
 Barmen tanır ve sorar:
 "Sen şu 12 kg doğan bebeğin babası değil misin? Herkes bebeğin iki haftada kaç kiloya ulaştığını merak ediyor.
 - Söyle bize, bebek kaç kilo?"
 Temel gururla yanıtlar:
 " Tam 10 kilo"
 Barmen şaşırmış ve meraklanmıştır.
 "Nasıl olur? Doğduğu gün zaten 12 kiloydu."
 Temel içkisini başına diker, ıslak dudaklarını koluna siler ve barmene doğru eğilir, gururla yanıtlar:
"Sünnet ettirdum da."

GÜNÜN SÖZÜ
Millete efendilik yoktur, hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur. 
Atatürk

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/3/2009 - kriz konyayı vurdu birde KVDB vurdu

Vergiye kriz darbesi mükellef sayısı azaldı
15 Mart 2009 Pazar 21:58

Küresel ekonomik kriz, vergi ödemelerini de olumsuz etkiledi. Türkiye'de faal mükellef sayısı, krizle birlikte son 5 ayda 89 bin 186 azaldı.
Krizin başlarında vergi borçlularını rahatlatmak amacıyla uygulamaya konan tecil taksitlendirmede de başvuru sahipleri, taksitleri ödeyememe durumuyla karşı karşıya kaldı.

Bu arada vergi borçlarını yıllık yüzde 3 tecil faiziyle 18 ay taksitlendiren düzenlemeden yararlanmak için başvuranlar da, taksit ödemelerini düzenli yapamıyor.

Aralık ayında tahsilat oranı yüzde 38 olurken, bu rakam Ocak ayında, son 2 ayın taksitini birlikte ödeyen mükelleflerin de etkisiyle yüzde 43'e yükseldi.

Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre, küresel kriz, mükellef sayısına şu şekilde yansıdı.

Konya            Gelir          Kurumlar     KDV             Basit Usul

Eylül 2008     48.281       14.150        61.262             19.906

Şubat 2009     47.153       14.148       60.138             19.510

 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/3/2009 - Bürokratlar bayi parasıyla lüks otelde kalmış!

Tekel’in 8 yöneticisi hakkında yapılan incelemeye göre, 3 bürokrat ’hediye alma ve menfaat sağlama’ maddesine aykırı davrandı.
Tekel’in 8 yöneticisi hakkında yapılan incelemeye göre, 3 bürokrat ’hediye alma ve menfaat sağlama’ maddesine aykırı davrandı. Bu 3 kişi arasında bir dönem Tütün Üst Kurulu’na başkanlık yapan Kazım Çalışkan da yer aldı. Etik Kurulu, bu yöneticilerin Konya Rixos’ta geceleyip, parasını da bir bayiye ödettiği belirlendi.
TEKEL’in eski ve halen görevdeki bazı yöneticilerinin "etiğe aykırı" davrandıkları tespit edildi. Bir ihbar üzerine haklarında inceleme başlatılan 8 Tekel yöneticisinden 3’ünün, 2006 yılında Konya’da katıldıkları bir toplantıda, konaklama giderleri ve ekstra otel masraflarını bir sigara bayisine ödettirmeleri oldu. Bu yöneticilerin, Konya Rixos Oteli’nde yaptıkları 3 bin 338 TL’lik faturayı, bu bayinin ödediği belirlendi.

8 yönetici ihbar edildi

Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun, dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan kararına göre, Konya’da Şeb-i Arus haftasına denk gelen günlerde yapılan toplantıya ilişkin ihbar alındı. Bu ihbar çerçevesinde 8 görevli hakkında inceleme başlatıldı.
Ramazan Örkan,
Fikri Özkök,
Mürsel Sarı,
Devrim Hasanefendioğlu
ve
Metin Kayrak

’ın aralarında bulunduğu görevliler arasında, üst düzey isimlerin de bulunması dikkat çekti. Bu isimler arasında dönemin Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş. Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyesi Adnan Top, Sigara Sanayi İşletmeleri ve Ticareti A.Ş Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Eray Atay da yer aldı.

Şimdi THY’de görevli

Ancak en çok dikkat çeken isim ise Kazım Çalışkan oldu. Dönemin Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş ile Sigara Sanayi İşletmeleri ve Ticareti A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı olan Çalışkan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a danışmanlık yaptıktan sonra Özelleştirme İdaresi’ne Başkan Yardımcısı olarak atanıp, Tekel’de bu görevi üstlenmişti. Ardından da Tütün Mamülleri ve Alkollü İçkiler Düzenleme Kurumu’nun (TAPDK) başkanlığına atanan Çalışkan, kısa bir süre önce de Türk Hava Yolları’nda (THY) İnsan Kayrakları’ndan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı’na getirilmişti.

3 günlük yolluk ödendi

Raportör raporuna göre, Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş. ile Sigara Sanayi ve İşletmeleri A.Ş. yönetim kurulu toplantıları 15 Aralık 2006’da Konya’da yapıldı. Metin Kayrak hariç, adı geçen diğer görevlilere yolculukta geçen 2 gün dahil, 3 günlük yolluk ödendi.

Rixos’ta konakladılar

Çalışkan, Atay, Örkan, Özkök ve Hasanefendioğlu birer gece, Top 3 gece, Sarı, Kayrak ve Adnan Top’un görevli olmayan oğlu 2’şer gece Konya Rixos Oteli’nde konakladı. Bu konaklamanın 2 bin 719.69 TL’lik ücreti ile 619 TL’lik diğer otel masrafları yani toplamda 3 bin 338 TL, Tekel ürünleri toptan satış bayiliği yapan bir şirket tarafından ödendi. Bu da dosyada örneği bulunan otele ait faturadan anlaşıldı.

Yönetmeliğe aykırı

Kararda, kurum yöneticilerinin toplantı organizasyonundan sorumlu olduğu belirtilerek, Kazım Çalışkan, Adnan Top ve Ahmet Eray Atay’ın ilgili yönetmeliklere aykırı davrandıkları sonucuna varıldı.

’İsimleri açıklamak gerekli mi’ tartışması

TEKEL yöneticilerine ilişkin karar oy çokluğu ile alındı. Ancak karşı oy kullanan kurul üyesi Selçuk Hondu’nun gerekçeleri ise şöyle oldu: "Kazım Çalışkan, Adnan Top ve Ahmet Eray Atay hakkındaki etik kurallara aykırılık kararının, işin niteliği göz önüne alındığında kamu oyuna duyurulmasına gerek yok."

’Başmüdürlük ödedi sandık’ savunması

KARARIN tebliğinden itibaren 60 gün içinde idari yargıya itirazda bulunma hakkına sahip olan bu yöneticiler, kurula verdikleri savunmada ise etik kurallana her zaman riayet edildiğini vurguladı. Bu savunmada şöyle denildi: "Daha önce de aynı şekilde Samsun, Tokat, Kayseri, Bitlis, İzmir ve Edirne’de yönetim kurulu toplantıları yapıldı. Söz konusu toplantı ise ’şirket faaliyetlerinin yerinde incelenmesi, yerel personel ve bayilerin yönetimle doğrudan görüşebilmesi ve personelin moral motivasyonunun sağlanması, mahallindeki sorun ve önerilerin tespit edilerek çözüm yollarının aranması, sektördeki rekabet ortamı dikkate alınarak verimliliğin ve pazar payının artırılması, öneri ve şikayetler alınarak fikir alış verişinde bulunulması’ amacıyla Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş. Konya Başmüdürlüğü binasında yapıldı. Organizasyonun ev sahipliğini Konya Başmüdürlüğü üstlendi. Rixos’daki konaklama ücreti ve ekstra otel masraflarının Konya Başmüdürlüğü tarafından karşılandığı düşünüldüğü. Masrafların söz konusu bayii tarafından karşılandığı önceden bilinmiyordu."
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/2/2009 - KONYA MAFYASI YARGILANIYOR

Rektör Okudan hakkında hapis cezası talebi

Konya'da polisin başlattığı "Final" adı verilen operasyonla ilgili olarak, aralarında Selçuk Üniversitesi (SÜ) Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan, hastane yöneticileri ve Okyanus Taahhüt AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Argun'un da bulunduğu 45'i tutuklu 234 sanıkla ilgili iddianamenin kabul edildiği bildirildi.
Konya'da polisin başlattığı "Final" adı verilen operasyonla ilgili olarak, aralarında Selçuk Üniversitesi (SÜ) Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan, hastane yöneticileri ve Okyanus Taahhüt AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Argun'un da bulunduğu 45'i tutuklu 234 sanıkla

Konya ve 7 ilde eş zamanlı olarak 17 Kasım 2008 tarihinde düzenlenen operasyonla ilgili, "çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, nitelikli yağma, örgüt üyeliği, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve özel belgede sahtecilik" iddialarıyla 45'i tutuklu 234 sanıkla ilgili Adana Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianame, mahkemeye gönderildi.

SÜ Rektörü Prof. Dr. Okudan, SÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Baş Müdürü Ahmet Atilla Çalışkan, Okyanus Taahhüt A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Argun'un aralarında bulunduğu sanıkların 1 ile 12 yıl arasında değişen hapis cezası istemiyle Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmalarına önümüzdeki günlerde başlanacağını belirtildi.

Tutuklu sanıklar arasında Prof. Dr. Okudan, SÜ Kültür Spor Daire Başkanı Üzeyir Durmuş, Konya Numune Hastanesi Başhekim Yardımcısı Ahmet Sahar, Meram Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Mustafa Parlayıcı, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Başhekimi Müşteba Sevil, Karaman Devlet Hastanesi Başhekimi Yunus Ağralı, Hastane Müdürü Ali Aktaş ve Okyanus Taahhüt A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Argun'un da bulunuyor.

Anadolu Ajansı

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/1/2009 - denetmene rotasyon geliyor kuyrukta

Vergi kanunlarında değişikliği öngören yasa tasarısı

Bakanlar Kurulunda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısıyla, kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmeti vergisinin yüzde 15'den yüzde 5'e indirilmesi öngörüldü.

<_script /> MNetBanner("cumhuriyet_anasayfa_468x60"); <_script />

AA

Ankara- Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısına göre, her nevi telekomünikasyon işletmeciliği kapmasındaki (ön ödemeli kart satışları dahil) tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri (vergi oranı yüzde 25), radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmetler (vergi oranı yüzde 15) ile kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmeti kapsamına girmeyen, diğer telekomünikasyon hizmetlerinden alınacak vergi oranını ise yüzde 15 olarak belirlendi.

Söz konusu hizmetlerin birlikte veya birbiriyle bağlantılı olarak verilmesi halinde ise, her hizmet tabi olduğu oran üzerinden vergilendirilecek. Bakanlar Kurulu, yüzde 25 oranını yüzde 10'a, yüzde 15 oranlarını ayrı ayrı veya birlikte yüzde 5'e, yüzde 5 oranını ise sıfıra kadar indirmeye ve bu oranları kanuni oranlarına kadar artırmaya yetkili kılındı.

Tasarıda yer alan bir başka değişikliğe göre de emeklilik yatırım fonlarının, menkul kıymet fonlarının ve menkul kıymet yatırım ortaklıklarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden muaf tutulacak.

Taşıtlara vergi affı

Bu arada tasarıda yer alan geçici madde ile de ilgili trafik sicilinde adlarına kayıtlı ve tescilli bulunan, 1978 model veya daha eski olan motorlu taşıtlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31 Aralık 2009'a kadar, kayıt ve tescillerinin silinmesi ve hurdaya çıkarılması durumunda, tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, vergi cezaları ve plakaya kesilen idari para cezaları terkin edilecek (vazgeçilecek).

Maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut olmayan veya herhangi bir nedenle motorlu taşıtlar vasfını kaybeden, 1998 model ve daha eski taşıtların, bu durumlarının belgelendirilmesi halinde, bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergilerinin 1/4'ünün 31 Aralık 2009'a kadar ödenmesi şartıyla, kalan vergi, verginin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve plakalarına kesilen idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecek ve ödemeyi takiben trafik tescil kayıtları silinecek.

Çalıntı araçlara ilişkinde yapılan düzenleme ile 5 Temmuz 2003'den önce çalınan motorlu taşıtlara ilişkin, çalınma tarihinden bulunma tarihine kadar, henüz bulunmadıysa 5 Temmuz 2003'e kadar olan vergilendirme dönemlerine ait olan ve madde yürürlüğe gireceği tarihte ödenmemiş bulunan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, faizi, cezaları ve idari para cezaları da terkin edilecek.

Noterler vasıtasıyla satışı yapılan motorlu taşıtlar için, noter satış senedinin düzenlendiği tarihten sonra satıcılar adına tahakkuk eden motorlu taşıtların vergileri, gecikme zammı, faizleri ve cezaları, taşıtın 31 Aralık 2009'a kadar alıcısı adına tescili kaydıyla, düzeltme zaman aşımı hükümlerine tabi olmaksızın düzeltilecek. Motorlu taşıtlar vergisinde düzeltme yapılan bu taşıtlarla ilgili olarak 31 Aralık 2003 tarihinden önce tescil plakasına kesilen idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilecek.

Ancak, bu madde hükmünden gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak suretiyle yararlananlar, bu taşıtları taşıt vasfını kaybettirecek şekilde kullanılamaz hale getirmeyenler ile buna ilişkin gerekli tedbirleri almayanlar ilgili kanun gereğince cezalandırılacak.
Bu madde kapsamında tescil kayıtları silinen motorlu taşıtlara ait daha önce ödenmiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile buna ilişkin gecikme zammı, faizi, cezaları ve idari para cezaları red ve iade edilmeyecek.

Vergi kanunlarında değişiklik öngören yasa tasarısı, Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların, 31 Aralık 2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olmasını öngörüyor.

Bakanlar Kurulunda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısıyla, Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar, 31 Aralık 2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olacak. İstisna edilen kazançlar üzerinden Gelir Vergisi'nin 94. maddesi kapsamında tevfikat yapılamayacak. Münhasıran bu kazançlar için gelir vergisi mükelleflerince yıllık beyanname verilmeyecek.
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun ilgili maddelerinde yapılan değişikliklerle de müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar ile 10 Şubat 2005 tarihli ve Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu'na göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi vergi konusunu teşkil eden faaliyet olacak. Bu kanuna göre, düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimine ait katma değer vergisinin ödenmesinden lisanslı depo işletmecileri sorumlu olacak. Tasarıya göre, düzenlenen ürün senetlerinin temsil ettiği ürünlerin depolardan çekilmesi vergiyi doğuran olay anı olarak görülecek.

Bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için, teslim yurt dışındaki bir müşteriye veya bir serbest bölgedeki alıcıya ya da yetkili gümrük antreposu işleticisine yapılmalı veya mallar yetkili gümrük antreposu işleticisine tevdi edilmesi gerecek, teslim konusu mal Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye veya bir serbest bölgeye vasıl olması ya da yetkili gümrük antreposuna konulması gerekecek. Teslim konusu malın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket eden yurt içindeki firmalar veya bizzat alıcı tarafından işlenmesi veya herhangi bir şekilde değerlendirilmesi durumu değiştirmeyecek.

Yetkili gümrük antrepoları ile buralarda düzenlenmesi zorunlu belgeleri belirlemeye, konulacak malın cinsi ve miktarı ile bunların antrepoda bekleme sürelerine ilişkin olarak sınırlama getirmeye, Gümrük Müsteşarlığı'nın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı yetkili olacak. Yetkili gümrük antrepolarının işleyişine ilişkin olarak belirlenen esaslara uyulmaması halinde ziyaa (kayıp) uğratılan vergi, buna ilişkin olarak kesilecek ceza ve hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesinden katma değer vergisi iadesi alanla birlikte antrepo işleticisi de müteselsilen sorumlu tutulacak.

Araçlar ve petrol aramalarında istisnayı öngören 13. maddenin, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlerle ilgili hükmü, ''deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında verilen hizmetler ile ihracat, ithalat ve transit rejim kapsamında işlem gören mallar için liman ve hava meydanlarında işleticileri tarafından verilen hizmetler ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda vergisiz satış yapılan işyerlerinin ve bu işyerlerine ait depo ve ardiye gibi bağımsız birimlerin kiralanması hizmetleri'' şeklinde değiştirildi. Maddeye, ''ürün senetlerinin, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım satımı konusunda izin alan ticaret borsalar aracılığıyla ilk teslimi'' hususu eklendi.
Transit taşımacılıkla ilgili 14. maddesine, ''standart depolarda istisna uygulanacak motorin miktarı TIR çekicilerinde 550 litreyi, istiap haddi 15 tona kadar olan (15 ton dahil) kamyon ve tankerlerde 300 litreyi, istiap haddi 15 tonun üzerinde olan kamyon ve tankerlerde ise 400 litreyi aşamayacak. Bu istisna miktarları, araçların frigorifik depoları için ayrıca uygulanacak hükmü'' eklendi. Bakanlar Kurulu, istisna uygulanacak bu miktarları, sıfıra kadar indirmeye, iki katına kadar çıkarmaya, araç cinsleri ve özellikleri itibarıyla farklılaştırmaya, Maliye Bakanlığı ise, bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

 

Konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri istisna kapsamından çıkarıldı

Kültür ve eğitim amacı taşıyan istisnalarla ilgili 17. maddesine 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin, kanunda belirtilen işlemler hariç olmak üzere, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi vi Ticaret Bakanlığı'ndan ürün senedi alım satımı konusunda izin alan ticaret borsaları aracılığıyla teslimleri hükmü eklendi. Maddenin o bendi de ''gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda, ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetleri'' şeklinde değiştirildi. Madde hükmünden ''konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri'' ibaresi istisna kapsamından çıkarıldı. Özel matrah şekilleriyle ilgili 23. maddenin ''gümrük depolarında ve müzayede salonlarında yapılan satışlarda kesin satış bedeli'' ile ilgili hükmü ''gümrük depolarında ve müzayede mahallerinde yapılan satışlarda kesin satış bedeli ile 5300 sayılı kanun kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara tesliminde, ürünün çekildiği tarihte senedin işlem gördüğü borsada oluşan değeri'' şeklinde değiştirildi.

Vergi indirimiyle ilgili 29. maddenin 2 numaralı fıkrasının ''yılı içinde mahsuben iade edilmeyen vergi nakden iade edilir. Maliye Bakanlığı bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetkilidir'' hükmü, ''Yılı içinde mahsuben iade edilmeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilecek. Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, iade hakkını kısmen veya tamamen veya amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisi ile sınırlı olmak üzere kaldırmaya, Maliye Bakanlığı ise bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

4046 sayılı kanunun 1. maddesinin A fıkrası ile özelleştirme kapsamına alınan iktisadi kıymetlerin aynı kanun hükümleri çerçevesinde teslim ve kiralanması işlemleri ile 320 sayılı kanun hükmünde kararnamenin ek 2 maddesi kapsamındaki şans oyunları işletme lisansı verilmesi işlemleri vergi müstesna olacak. Bu kapsamda istisna edilen işlemler bakımından ''vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan katma değer vergisinin indirilmesiyle ilgili hüküm uygulanmayacak.
Dahilde işleme ve geçici kabul rejimi kapsamında ihraç edilecek malların üretiminde kullanılacak maddelerin tesliminde Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11 inci maddesinin 1 numaralı fıkrasının (c) bendi hükümlerine göre, bölgeler, sektörler veya mal grupları itibariyle işlem yaptırmaya Bakanlar Kurulu'nun yetkili olmasıyla ilgili süre 31 Aralık 2008 tarihinden 31 Aralık 2010 tarihine ötelendi. Bu maddenin uygulanmasında ihracat süresi olarak anılan bentteki süre yerine bu rejimlerle öngörülen süreler esas alınacak. İhracatın şartlara uygun olarak gerçekleştirilmemesi halinde zamanında alınmayan vergi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faiziyle birlikte alıcıdan tahsil edilecek.

Bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren 31 Aralık 2011 tarihine kadar tamamlanmak üzere projelendirilen ve toplam proje bedeli içinde en az 200 milyon Türk Lirası tutarında makine ve teçhizat alımı öngörülen yatırımlarda yeni makine ve teçhizatın teslim veya ithalinde ödenen katma değer vergisi, yatırımcı mükellefe üç aylık dönemler itibarıyla Maliye Bakanlığınca kanunda belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde iade edilecek.
Gerçekleşen yatırım öngörülen şartları taşımaması halinde iade edilen vergi, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre vergi ziyaı cezası uygulanmak suretiyle yatırımcı mükellef adına tarh edilecek. İade edilen vergiler ile vergi cezalarında zaman aşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun ortaya çıktığı tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren başlanacak. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili olacak.



İstisna uygulanacak yakıt miktarı

Özel Tüketim Vergisi'nin vergiden istisnayı düzenleyen 7/A maddesinde yapılan değişiklikle standart depolarda istisna uygulanacak yakıt miktarı TIR çekicilerinde 550 litreyi, istiap haddi 15 tona kadar olan (15 ton dahil) kamyon ve tankerlerde 300 litreyi, istiap haddi 15 tonun üzerinde olan kamyon ve tankerlerde ise 400 litreyi aşamayacak. Bu istisna miktarları, araçların frigofirik depoları için ayrıca uygulanacak.

Bakanlar Kurulu, istisna uygulanacak bu miktarları, sıfıra kadar indirmeye, iki katına kadar artırmaya, araç cinsleri ve özellikleri itibarıyla farklılaştırmaya, Maliye Bakanlığı ise, bu madde düzenlenen istisnaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye, istisnayı bu maddeye göre işlem yapanlara verginin iadesi yöntemiyle uygulamaya yetkili olacak.

Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 1 sayılı listenin B cetvelinde yer alan bazı mallara ilişkin özel tüketim vergisi, bu kanuna ekli 1 sayılı cetvelde karşılarında gösterildiği tutarlarda tespit edilmiş, aynı cetvele bu kanuna ekli 2 sayılı cetvelde yer alan bazı Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon numaralı mallar eklenmiş. Buna göre, yağlama yağları, diğer yağlar, yağlama müztahzarları kilogramda 0,9345 Türk Lirası ÖTV ile eklendi.
Mineral yağlar veya mineral yağlar gibi aynı amaçla kullanılan diğer sıvı yağlar için diğer müstahzar katkılar ise 1,6135 Türk Lirası ÖTV ile dahil edildi.



Telsiz telefon vergileri

31 Aralık 2013 tarihine kadar, 4. sayılı listede yer alan ''alıcısı bulunan verici portatif (cellular) telsiz telefon cihazları'' Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon numaralı malların karşısında gösterilen orana göre hesaplanan verginin, bu malların her bir adedi için 40 TL'den az olması halinde, orana göre hesaplanan vergi yerine her bir adet için 40 TL vergi alınacak. Bakanlar Kurulu bu tutarı sıfıra kadar indirmeye, beş katına kadar artırmaya yetkili olacak.


Asgari geçim indirimi

Kanunun ilgili maddesine eklenen fıkrayla ücretlerin vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra, varsa teşvik amaçlı diğer indirim ve istisnalar dikkate alınacak. Gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden yapılacak indirimler içine, iktisadi işletmeleri hariç, Türkiye Kızılay Derneği'ne makbuz karşılığı yapılan ayni ve nakdi bağış ve yardımların tamamı da dahil edildi.
Tasarıya göre, Maliye Bakanlığı, muhtasar beyannamenin şekil, içerik ve ekleri ile üçer aylık verilen beyannamelerin dönemini aylık olarak belirlemeye yetkili olacak.
Maliye Bakanlığı, 94. maddeye göre tevkifat yapacaklardan 10 ve daha az hizmet erbabı çalıştıranlar ile hizmet erbabı çalıştırmayanlara ilişkin olarak beyanname verme süresinden itibaren üç ayı geçmeyecek şekilde, ödeme zamanı belirlemeye yetkili olacak.
Kurumlar Vergisi Kanununun 4. maddesinin birinci fıkrasının g bendinde yer alan ''Milli Piyango İdaresi'' ibaresi, ''5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasının ç bendinde tanımlanan ilgili kurum ve kuruluşlar. Bu muafiyetin, söz konusu kanunun 5. maddesinde belirtilen yatırım ve işletme giderlerine ilişkin sınırlamaya tabi olmaksızın, şans oyunları lisans veya işletim hakkını hasılattan belli oranda pay almak suretiyle devralan kurumlara şumulü yoktur'' şekl


Tahsil imkansızlığı sebebiyle terkin maddesindeki düzenlemeye göre, yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 TL, diğer amma alacaklarında 20 TL'ye kadar amme alacakları amme idarelerince terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zaman aşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilecek. Bakanlar Kurulu bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına kadar artırabilecek.
Tahsile yönelik bilgilerin ve borcun olmadığına dair belgeyi arama zorunluluğu getirilen kurum ve kuruluşlara, ödeme ve işleme taraf olanlara ilişkin borç bilgilerinin verilmesi sırrın ifşaı sayılmayacak. Ancak bu kurum ve kuruluşlarda vazifeli bulunan kimseler edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde cezalandırılacak.

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu'nda yapılan düzenlemeye göre, Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığı'nın görevleri arasına, ''Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamındaki kamu idarelerine verilmesi gereken her türlü beyanname, bildirge ve benzeri belgeleri, bu idarelerin mevzuatı gereğince elektronik ortamda bunlar adına almak'' dahil edildi.

Vergi Dairesi Başkanlığı'nı görevleri sıralanırken de ilgili işlemlerden dolayı idari yargı mercileri nezdinde yaratılan ihtilaflarla ilgili, bu merciler nezdinde talep ve savunmalarda bulunmak yer aldı.

Denetim elemanı ve uzman personel çalıştırılmasıyla ilgili maddede yapılan düzenlemeyle ''yapılacak yeterlilik sınavında başarılı olanlar vergi denetmenliğine atanırlar'' ifadesi, ''yeterlilik sınavında başarılı olanlar vergi denetmenliğine, başarılı olmayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosuna atanacak'' şeklinde değiştirildi.
Maddede yapılan düzenlemeye göre, gelir uzmanları, özel yarışma sınavı sonucuna göre mesleğe gelir uzman yardımcısı olarak alınacak. Bunlar en az 3 yıl çalışmak ve olumlu sicil almak kaydıyla yeterlilik sınavına girmeye hak kazanacak. Yapılacak yeterlilik sınavında başarılı olanlar gelir uzmanlığına, başarılı olmayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosun atanacak. Gelir uzmanlığında en az 7 yıl fiili hizmeti bulunan ve bu sürede olumsuz sicil almamış olan gelir uzmanlarından meslekleriyle ilgili alanlarda tezli yüksek lisans veya doktora yapanlar ya da Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az C düzeyinde belge ibraz edenler, yapılacak sözlü sınavda başarılı olmak şartıyla devlet gelir uzmanlığına atanacaklar. Bunların mesleğe alınmaları yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenecek.
Gelir idaresi grup müdürü, vergi dairesi müdürü, müdür, vergi dairesi müdür yardımcısı ve müdür yardımcısı kadrolarına atanacakların, yapılacak yazılı ve sözlü sınavlardan ayrı ayrı 100 tam puan üzerinden en az 70 puan almaları gerekecek. Şu kadar ki, Devlet gelir uzmanlığı unvanına atandıktan sonra bu unvanda 5 yıl hizmeti bulunanlar sınava tabi tutulmadan müdür olarak atanabilecek.

Vergi dairesi müdürleri, müdürler ve bunların yardımcıları ile vergi denetmenleri yer değiştirme suretiyle atamaya tabi olacak, buna ilişkin usul ve esaslarda yönetmelikle düzenlenecek.

Geçici maddeyle yürürlük tarihinden önce yeterlilik sınavına giren vergi denetmen yardımcılarından yapılan bu sınavlarda başarılı olamayan ve halen Başkanlık kadrolarında görev yapanlar, yürürlük tarihinden itibaren 6 aydan az olmamak üzere Başkanlık tarafından belirlenecek tarihte bir defaya mahsus olmak üzere düzenlenecek yeterlilik sınavına çağrılacak. Yapılan yeterlilik sınavına girenlerden başarılı olanlar vergi denetmenliğine, başarılı olamayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosuna atanacaklar.


26 Ocak 2009

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/1/2009 - vergi affı

Bumin Doğrusöz

Affın ayak izleri

12.01.2009 | Bumin Doğrusöz
Birikmiş vergi borcu bulunan ve faizleri ile borcu ödenemez hale gelen, halen hakkında inceleme bulunan, vergi davasına taraf olan ve yargıda hak arayan veya yargıdan medet uman, zaman kazanmaya çalışan, kayıtları arasında koda alınmış belge bulunan, bütün bunların yanı sıra krizden etkilenen, işçisine ücretini nasıl ödeyeceğini düşünen, bir kısmı okurumuz pek çok kişi veya muhasebecisi, toplantılarda, sokakta karşılaştığımızda veya gönderdiği mail'lerde soruyor.
Soru ortak: Af var mı?

Ben nereden bileyim. Ama kimseyi inandıramıyorum. "Sen duyarsın" diyorlar.
Kişisel düşünce olarak vergi affına karşıyım. Anayasal açıdan vergi aslında af olamayacağı inancındayım. Ama vergiye bağlı fer'i borçlarda, gecikme faizinde, gecikme zammında, cezada af olabilir. Bunun takdiri yasama organındadır.
 Hatırlanacağı gibi en son 2002 yılında 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu ile bir af çıkarıldı. Bu kanunla ihtilaflı olsun olmasın vergiye bağlı gecikme faizinde, gecikme zammında, cezada af getirildi. Hatta matrah artırımı yolu ile af, geleceğe de teşmil edildi. IMF'nin karşı çıkmasına rağmen çıkartılan bu kanunla Hazine'ye, tahminlerin yaklaşık 3 katı tutarında da gelir sağlandı. Uygulama başarılı oldu.
Ancak bu kanun çıkarılırken bana göre çok büyük bir hata yapıldı. Vergi mevzuatı gözden geçirilmedi ve ülkeyi 4811 sayılı kanuna götüren sebepler ortadan kaldırılmadı, cezalar etkinleştirilmedi. Oysa yapılması gereken afla birlikte vergi sistemini de gözden geçirmek, sorunlu bütün düzenlemeleri revize etmekti.

Bu yapılmayınca, 4811 sayılı kanunu hazırlayan sebepler, o günden bugüne yavaş yavaş tekrar oluştu ve bence kriz ortamının da etkisi ile iyice gelişti.

Bence Maliye Bakanlığı da bunun farkında. Çünkü son bir yıl içinde yaşananlar bu görüntüyü, adeta çaktırmadan af oluşturma izlenimini veriyor. 2008'deki gelişmelere bir bakalım.

Önce 5736 sayılı Özel Uzlaşma Kanunu ile ihtilaflı borçlar temizlenmeye çalışıldı. Bu kanunla Meclis'e ait af ve cezayı kaldırma yetki ve işlevi, uzlaşma komisyonlarına aktarıldı. Ancak ihtilafı sona ermiş veya ihtilaf konusu olmamış pek çok borç bu kanunun kapsamı dışında kaldı. Uzlaşma komisyonları farklı ölçütlerle hareket etti. Neticede uygulama adaletsizlik yarattı.

Daha sonra tecil uygulaması getirildi. Bir genel tebliğ ile borçların yıllık yüzde 3 faizle 18 ay taksitlendirileceği açıklandı. Ancak bu uygulama getirilirken 1 Eylül itibariyle tahakkuk etmiş borçlar kapsama alınınca, yine pek çok borç kapsam dışında kaldı. Vergi mahkemesi aşamasındaki borçlulardan davadan vazgeçmeleri istendi. Borçlular buna yanaşmadı.
Bir kısım borçlu, 2 numaralı ihbarname tebliğ edilmediği için bu uygulamadan yararlanamadı. Burada da adaletsizlikler oluştu.
Bir kısım borçlu da kendilerince ödenemez hale gelmiş birikmiş faiz yükünden dolayı bu uygulamadan yararlanamadı.
Nihayet, 5811 sayılı Varlık Barışı Kanunu ile düşük vergileme yolu ile matrah artırımı benzeri bir uygulamaya gidilmek istenildi. Bu kanunun pek başarı şansı olmayacağı şimdiden belli. Çünkü kanundan yararlananlara yeterli güvenceler verilmedi. Çünkü kanun, bu kanundan yararlanarak varlık beyan edenleri, diğer mevzuatlar aşısından inceleme veya soruşturmadan kurtarmadığı gibi hürriyeti bağlayıcı ceza riskine karşı da korumuyor. Bunun dışında kanun, beyan edilen değerlerin, KDV'de olduğu gibi vergi farkı oluşan hallerde veya müteselsil sorumluluk halinde nazara alınmasına da engel.

Öte yandan Varlık Barışı Kanunu ile işletmelerin kayıtdışında kalmış hasılatlarının kayıt içine alınması amaçlanırken bu hasılatın oluşumu ile bozulmuş envanter veya stok kayıtlarının düzeltilmesini de öngörmüyor.

Diğer mevzuatlar için adaletsizliğe yol açtı eleştirisini getirdik. Varlık Barışı Kanunu adaletsizliğin yanı sıra eşitsizliğe de yol açıyor ve bu bakımdan anayasaya da aykırı. 2008 öncesi dönemlerle ilgili olarak 22 Kasım'dan sonra incelemeye girenlere çok büyük olanaklar sunulurken 21 Kasım ve öncesinde incelemeye alınanlar veya incelemesi tamamlananlar, bu olanaklardan mahrum bırakılmıştır. İki grubun katlanması gereken mali yükler arasından çok büyük farklar oluşacaktır.

Varlık Barışı Kanunu ile ilgili görüşlerimi daha önce yazdığım için, tekrar daha fazla ayrıntısına girmeyeceğim.

Zaten matrah artırımı yolu ile Hazine'ye iyi bir gelir elde etmek yerine, mükellefin takdirine bağlı ve gönlünden kopan bir matrah üzerinden alınacak yüzde 5 vergi ile yetinmenin de bir anlamı yoktur. Zira mali aflarda sadece mükellef menfaati söz konusu olmaz, aynı zamanda Hazine'nin menfaatinin söz konusu olması gerekir.

Kısaca bu üç düzenleme özünde, kısım kısım af öngörmüştür. Ancak hiçbiri amaca hizmet etmemiştir ve etmemektedir, kamuoyunda asıl affın ayak izleri olarak algılanmıştır.
Şu anda zaten ekonomik sıkıntı içerisinde bulunan mükellefleri rahatlatmak, ceza mahkemelerinde yargılanan binlerce insana bir umut ışığı olmak ve bunların yanı sıra Hazine'ye de iyi bir gelir sağlamak amacıyla 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu'nu yeniden canlandırmak, bugünkü ortamda bana en akılcı yol gibi geliyor. Ancak tabii ki, vergi mevzuatını da tekrar aynı ortamı sağlamayacak şekilde ve ivedilikle gözden geçirmek ve etkin bir ceza sistemine bağlamak kaydı ile.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/12/2008 - matrah artırımı güveni zedeliyor

Matrah Arttırımı Güveni Zedeliyor


Son yıllarda vergi mükellefleri beyanname verirken yeni bir uygulama ile karşı karşıya kalmaktadır. Matrah Artırımı.Bu yeni uygulama ile vergi idaresi zarar eden veya beyanı düşük olan mükellefleri beyanını artırmaya yönelik olarak vergi dairesine görüşmeye davet etmektedir.

Vergi dairesinin çağrısına uyarak daireye gelen mükellef burada kendisinin beyanının düşük olduğunu, aslında beyanının düşük olmaması gerektiği telkinini(!) aldıktan sonra kendi belirlediği(!) bir rakamı matrahına ekleyerek yeni beyanını gönüllü(!) olarak beyan etmektedir.

Eğer mükellef beyanını gönüllü olarak artırmada tereddüt yaşarsa devreye vergi denetmenleri girerek bu tereddüdün ortadan kalkması gerektiğini aksi halde %2’lik alanda kendisini bulabileceğini belirtirler.

Eğer mükellef yinede vergi denetmeninin telkinini anlamakta zorluk çekerse bu sefer defter ve belge ibraz yazısını anlamakta hiç zorluk çekmemektedir.

Bu sistem sayesinde her yıl mükellefler nezdinde vergi incelemesi yapılmadan devleti kasasına çok yüksek tutarlarda vergi gelirleri koymaktadır. Vergi gelirleri artmakta isede bu uygulama çok olumsuz bir sonuç ortaya çıkarmıştır.

Bu sonuç; uygulamanın sürekli olarak tekrar etmesi nedeniyel mükelleflerin vergi idaresine karşı güveninin zedelenmesidir. Artık mükellefler “Nede olsa yine bizi matrah artırımına çağıracaklar. Neden gerçeği yansıtan beyanname vereyim. Çağrılınca beyanımı arttırırım” şeklinde bir düşünce ile vergi sistemine bakışlarını ortaya koymaktadır.
Bu durumla özelliklede Serbest Meslek mükellefleri karşı karşıya kalmaktadır. Eğer idare serbest meslek mükelleflerinin vergisel durumu açısından kalıcı bir çözüm bulursa bu mükellef grupları açısından matrah artırım çalışmaları etkinliğini kaybedecektir. Bu konu ile ilgili olarak son yayınlanan Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planının 47-Eylem Nosu ile belirtilen “ Rrisk analizine dayalı modelin geliştirilmesi çerçevesinde serbest meslek erbabı mükelleflerin seçimi ve denetimi” uygulaması başarılı bir şekilde uygulanırsa çok önemli bir mesafe alınmış olunacaktır.

Mükelleflerin matrah artırım çalışmaları ile vergi sistemine karşı güvenini kaybetmeleri, idarenin özelliklede son dönemlerde sürekli artan dolaylı vergileri azaltmaya yönelik çabalarını sekteye uğratacaktır.
Son söz olarak; vergi gelirlerini geçici çözümlerle artırmak, ileride yapılacak kalıcı çözümlerin önüne kesinlikle engel oluşturmamalıdır.

Aykut AYDIN
Vergi Denetmeni

alıntı

http://www.yukselonder.com.tr/tr/2008/12/29/matrah-arttirimi-guveni-zedeliyor/


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/8/2008 - Konuşunuz Unakıtan

Konuşunuz Unakıtan
OLAY 1 SEVGİLİ okuyucularım,
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, merkezi ABD’de bulunan ve Türkiye’de çalışan Citibank’ın 2 milyar dolar tutarındaki vergi borcunu bir imza atarak sildi mi? Affetti mi? Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri aylar süren vergi incelemesi sonrasında Citibank için vergi inceleme raporu düzenlediler. Bu raporlar, vergi denetmenlerinin bir anlamda iç denetim birimi olan ve deneyimli vergicilerden oluşan "Okuma Komisyonu" tarafından da incelenip kontrol edildi. Ardından vergi cezaları kesildi. Citibank yetkilileri, Maliye Bakanlığı’na başvurup "düzeltme" yoluyla 2 milyar dolarlık vergi ve cezasının silinmesini istediler. Oysa vergi inceleme raporu dayanak alınarak kesilen vergi ve cezada "düzeltme" diye bir çözüm yolu yok. Citibank’ın önünde sadece iki yol vardı. 1- "Ben bunu ödemek istiyorum ama pazarlık yapalım" diyerek uzlaşma isteyebilirdi. 2- "Bu vergi ve cezalar hukuka aykırıdır" deyip Vergi Mahkemesi’nde dava açabilirdi. Fakat o da ne! Bu olayda Citibank icin "çok özel" bir üçüncü kapı açılıverdi! Bakanlık Gelir İdaresi Başkan Vekili Osman Arıoğlu, üç sayfalık bir yazı hazırladı ve bu yabancı bankaya kesilen vergi cezasının tamamının kaldırılmasını Kemal Unakıtan’ın onayına sundu. Unakıtan da bu yazıya "olur" verdi ve 2 milyar dolarlık vergi cezası bir anda siliniverdi! Cumhuriyet tarihinde, Maliye tarihinde böyle bir olay görülmüş değil. Raporu hazırlayan vergi kontrolörleri ile "Bu rapor doğrudur, işlem yapılmalıdır" diyen komisyon bile, bu verginin bir kalemde silindiğini çok sonra öğrendiler! İşçi Partisi bu olayı belgeledi, Başbakan ve Maliye Bakanı hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Burada Kemal Unakıtan’a soruyorum: Bu olay nedir? Citibank’a bu kıyak niçin, hangi yasal gerekçeyle yapılmıştır? Beyefendi şimdi aday olduğu Eskişehir’de futbolcu transferi yapıyor, Maliye Bakanlığı’na ait bilgisayarları orada seçmenlere dağıtıyor. Fırsat bulduğu takdirde elbette açıklama yapacaktır!
OLAY 2
VERGİ Dünyası Dergisi’ni, Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Derneği çıkarıyor. Dernek üyeleri şu anda hesap uzmanı olan kamu görevlileri. Bürokrasinin gözbebeği olan, vergi kaçaklarının üzerine gidip devlete trilyonlar kazandıran seçkin kadrolar. Dergide Hesap Uzmanları adına çok çarpıcı bir yazı yayınlandı. Özetliyorum: "Anayasa uyarınca vergiler ancak kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Bu ilkeye bu dönemde uyulmuyor. Yapılan işlemlerin ortak noktası, kanuna aykırı olarak veya kanunla verilmeyen bir yetkiyi kullanarak, alınması gereken verginin alınmamasını sağlayan metinler olarak karşımıza çıkıyor. Bunu yapanlar (Maliye Bakanlığı) bütün uyarılara karşın hukuka aykırı uygulamaları sürdürüyor. Bu yanlışların en büyüğü ise yapılan bu yanlışlara ses çıkarmamak, hatta farklı nedenlerle alkış tutmaktır." Yazı şöyle bitiyor: "Biz Maliye Hesap Uzmanları Derneği olarak yanlışa alkış tutmaya devam edenlerin, bir gün tarihsel sorumlulukları ile hesaplaşma zorunda kalacaklarını bildiriyoruz. Yasal zemini olmayan uygulamaları alışkanlık haline getirenlere de, her türlü yasal mekanizmayı devreye sokma kararlılığı ile ’Kanun namına durun’ diyoruz."
OLAY 3
MALİYE tarihinde görülmemiş bir olay daha. Şu anda devletin Baş Hesap Uzmanı olan Nihat Uzunoğlu, devletin tam 32 trilyon lira tutarında bir alacağının tahsil edilme olanağını ortadan kaldırdığı ve yandaş bir holdinge haksız kazanç sağlattığı için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Daire Başkanı Adnan Ertürk hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Hesap Uzmanı Kazım Serkan Salalı tarafından ortaya çıkarılan 32 trilyonluk kamu alacağının, bununla ilgili dava açılması için gerekli onayı vermeyen ve raporu işlemden kaldıran Daire Başkanı Ertürk’ün yargılanıp cezalandırılması isteniyor. Devletin Maliye Bakanlığı, Bay Unakıtan’ın elinde bu durumlara düştü! Hesap sorulmayacak mı? Elbette sorulacak. Bay Unakıtan’ı şimdiden Yüce Divan önünde görür gibiyim. Emin ÇÖLAŞAN 17 Temmuz 2007
.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Geri sayım sen doğduğunda başladı ! Eğer (9) canlı bile olsaydın en fazla (8) kez kaçabilirdin Ölümden ! Bil ki (7) Düvele sultan dahi olsan yerin (6) Mekan olacak sana. En fazla (5) Metre kumaş götürebileceksin ! Kapatacaksın (4) açsanda gözlerini ! Bu (3) günlük fani dünyada Azraile (2) kat olup yalvarsanda nafile EceL geldiğinde (1) gün öleceksin ! İşte, o an herşey (0) dan başlayacak. Çünkü, ÖLÜM BİR YOK OLUŞ DEĞİL,YENİDEN DOĞUŞTUR !
  • Başlıksız
  • Toplanın, Mutluluğun Sırrını Veriyorum!
  • Bir Kadına alınmayacak hediyeler
  • Görülmesi Gereken Yerler 3
  • Kategoriler

  • Bağlantılarım